Öğretimsel Zamanın Yönetimi

Öğretmenin sınıf içi zamanını iki kısımda değerlendirmek mümkündür. Birincisi, eğitim öğretime hazırlık, sınıf kurallarını açıklama veya öğrencilere ilişkin duyuru yapma gibi eğitim öğretim faaliyetlerine destek olmak için ayrılan zamandır. İkincisi ise, eğitim öğretim faaliyetleri için ayrılan zamandır. Öğretmenin bu iki zaman dilimini iyi kullanması gerekir. Öğretmenin zaman yönetimi becerisi, sınıftaki öğretimsel zamanı yönetme becerisiyle sınırlı tutulmamalıdır. Kuşkusuz sınıfta zamanın iyi yönetilmesi, sınıf dışındaki bireysel zamanın etkili bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Özdisipline sahip olan öğretmen, kişisel zamanını iyi yönetirse, kendini geliştirmeye daha fazla zaman ayırabilir.

Sınıfta öğretmenden beklenen temel davranış, öğretimsel zamanın yönetilmesidir. Öğretimsel zamanın iyi yönetilmesi, hem öğretimin yönetimini hem de sınıf düzenini olumsuz yönde etkiler. Öğretmen, öğretimsel zamanı yönetirken dersi uygun zamanda bitirme yanında, öğrencilerin öğrenmesi için de gerekli zamanı ayırmak zorundadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, öğretimsel zamanın yönetimi ile öğrenci başarısı arasında güçlü bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir.5 Öğretimsel zaman ile öğrenme düzeyi arasında da güçlü bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık, yapılan araştırmalarda öğretimsel zamanın yönetiminde, ciddi sorunlar vardır.

Bir gün için öğretime ayrılan süre, ortalama 280 dakika üzerinden hesaplanmaktadır. Öğretimsel zamanın ortalama %23’ü öğretim dışı etkinliklere ayrılmaktadır. Yapılan bir araştırmada iyi yönetilen sınıflarda, öğretimsel zamanın %14’ü öğretim dışı etkinliklere ayrılırken, iyi yönetilmeyen sınıflarda, öğretimsel zamanın %30’u öğretim dışı etkinliklere ayrılmaktadır.6 Başka bir ifadeyle, öğretimsel zamanın iyi yönetilmediği sınıflarda, öğretmenler toplam 280 dakikanın 200 dakikadan daha azını öğretimsel etkinliklere ayırmaktadırlar.

Öğrencinin Öğrenme Zamanını Arttırmak İçin Kullanılan Stratejiler

1.Etkinlikleri düzenlemek

Fiziksel şiddet ve başarısızlıktan kaçınma

2.Geçiş zamanını en aza
indirmek

Öğrencileri geçiş süresi için hazırlamak, kuralları açık hale
getirmek (Geçiş zamanını açıklamak ve göstermek)

3.Öğrenciyi sorumlu tutmak

Açık bir iletişim sağlamak
Öğrencinin öğrenmesi için rehberlik yapmak
Geribildirim sağlamak

Öğrencinin öğrenme zamanını arttırmak için neler yapılabilir? Öğrencinin öğrenme zamanını arttırmak için stratejiler kullanılır. 7 Bu stratejiler, etkinliklerin düzenlemek, geçiş zamanını en aza indirmek ve öğrenciye sorumluluk vermek olmak üzere üç grupta incelenebilir. Öğretmen, öğretimsel zamanı yönetme sürecinde fiziksel şiddet kullanmaktan kaçınmalı, etkinlikler arasında geçişi iyi düzenlemelidir. Bunun yanında, öğrencilerle kurulacak etkili iletişim ve sağlanacak geribildirim öğretimsel zamanın artmasında yardımcı olabilir.

Her ders, öğretimsel zamanın %30’unu öğretim dışı etkinliklere ayıran öğretmen, öğrencilerin öğrenme zamanında çalmaktadır. Öğretimsel zamanın, her ders için 15-20 dakikasının öğretim dışı etkinliklerde kullanılması, bir zaman erozyonudur. Bu erozyonun telafi edilmesi mümkün değildir. Öğretmenin, öğretim dışı kullandığı zaman ne kadar fazlaysa, öğrencinin öğrenme zamanı da o ölçüde kısıtlanmaktadır.

Öğretim zamanının yönetiminde, öğretim etkinliklerinin açıklık derecesi önem taşır. Öğretmen, öğretim etkinliklerine ilişkin kuralları açıkça belirlendiği etkinliklerinin açıklığı, aynı zamanda bireysel yönelimli etkinliklerin düzenlenmesine de yardımcı olur. Bireysel öğrenme etkinliklerinin belirgin olarak ortaya konması, öğrencinin bireysel anlamda zamanı daha iyi yönetmesini sağlar. Bununla birlikte, iyi yönlendirilmemiş bireysel etkinlikler, büyük zaman kayıplarına yol açabilir.
1.Bekleme Zamanı

Bekleme zamanı, öğretmenin sorusuna öğrencinin verdiği cevap için beklenen süreyi ifade etmektedir. Genel kural, öğrencinin daha iyi cevap verebilmesi için, bekleme süresinin uzun olması gerekir.8

Bekleme zamanının önemi, öğretimsel zamanın içinde olmasından kaynaklanmaktadır. Bazı öğretmenler, sordukları bir soru üzerinde ısrarla dururlar ve öğrencilerin hızlı cevap vermesini isterler. Bu durumda, öğretmen, öğrencilerin saçma cevap vermelerine yardımcı olur. Genellikle öğrenciler gerilime girdikleri zaman, cevap vermekten kaçınırlar, öğretmenin sürekli gözünü dikip bakmasında rahatsız olurlar. Bunun sonucunda, bir dalganın yayılması gibi, sınıftaki öğrenciler de saçma cevapları tekrar ederler.9

Beklenme süresinin kısa olması hiçbir öğrenciye fayda sağlanmaz. Bekleme süresinin çok uzun olması da zaman kaybına yol açar. Bekleme süresinin uygunluğu nasıl olmalıdır? En uygun bekleme süresi nedir? Bu konuda çalışan bilim adamları, bekleme süresinin 3 ile 10 saniye arasında olması gerektiğini ileri sürmektedirler.10
2.Ders İçeriğinin Güçlülüğü

Öğrenme için ihtiyaç duyulan zaman, kolay ve zor ders içeriği arasındaki farklılığı belirlemeye yardımcı olmaktadır. Ders içeriğinin zorluğu, daha fazla zaman kullanmayı gerektirmektedir. Ders içeriğinin güçlülüğü, aynı zamanda hızlı öğrenen öğrenciler arasında da bir sorun oluşturabilir. Hızlı öğrenen öğrenciler daha az bir süreye ihtiyaç duyarken; yavaş öğrenen öğrenciler daha fazla süreye ihtiyaç duyabilir.

Öğretmenin zamanı iyi yönetmesi, derslerin güçlük ve kolaylık derecesini iyi belirlemesine bağlıdır. Bir dersin konuları arasında eşit bir süre paylaşımı mantıklı değildir. Örneğin, bir öğretmenin dört işlemi anlatırken harcayacağı süre, bayağı kesirleri işlerken harcayacağı süreden farlı olacaktır. Öğretmen, öğrenilmesi kolay olan konuları işlerken, daha az zaman ayırmalı, buna karşılık öğrenilmesi daha güç olan konulara fazla zaman ayırmalıdır. Bununla birlikte, öğretim için ayrılan zamanı ağır öğrenen öğrencilere göre düzenlemesi, zaman yönetimi açısından kıt bir kaynak olan zamanın kötü kullanımına yol açar. Öte yandan, öğretmenin öğretim için ayrılan zamanı, hızlı öğrencilere göre ayarlaması, sınıftaki öğrenmenin istenen düzeyde gerçekleşmesini engeller.
3.Dersten Kopma

Genellikle geleneksel öğretim yaklaşımı, ciddi bir sorun oluşturabilmekte ve öğrenciyi dersten koparabilmektedir. Bu durumda, öğretmen, şunlara açıklık getirmelidir:

1.Ders süresince, işleyeceğiniz konuya ilişkin öğretim planınızı öğrenciye açıklayınız.
2.Ders süresince, öğretmen ve öğrencinin sorumluluğunu açıkça belirleyiniz.
3.Derste başarılı olabilmek için öğrencinin göstermesi gereken becerileri açıklayınız.
4.Derste başarıya ulaşmanın farklı yollarını açıklayınız. 11
4.Geçişler

Geçişler, öğrencilerin bir dersten diğer bir derse geçerken, öğretimsel olmayan zamanı ifade eder. Geleneksel sınıf yönetiminde, geçişler düzensizdir ve zaman tüketmeye yöneliktir. Geçiş dönemlerinde sınıf çok iyi organize edilmediğinden, karışık olabilir. Bu durumda, öğrenciler, sınıf içerisinde gezebilir, birbirlerine vurabilir ve ortalığı karıştırabilirler. Bu süre içinde, öğretmen, düzeni sağlayabilmek için öğrencilere bağırır. İlköğretim okullarında yapılan bir çalışmada her gün derslerde otuz bir büyük geçiş yapılmakta ve öğretimsel zamanın %15’i her gün geçişler yüzünden boşa harcanmaktadır.12 Bu durum öğretime ayrılan zaman için önemli bir kayıptır.
5.Geçiş Zamanını Azaltma

Sınıfta, zaman yönetimi açısından geçişler, önemli bir kayıp olarak görülmektedir. Geçiş zamanında, öğretmenin şunları yapması gerekir:

1.Geçiş sürecinde,öğrenciler için bir ön düzen oluşturmak ve geçiş sürecine hazırlamak. Örneğin öğrencilerin yeni konu için kitap ve defterlerini çıkarmaları ve kitapta işlenecek konuyu açmaları istenebilir.
2.İşlenecek konuyla ilgili yardımcı ders materyalleri hazırlamaları istenebilir.
3.Geçiş zamanının iyi düzenlenmesi. Bir konudan diğer bir konuya geçerken, geçişlerin pürüzsüz olması gerekir. Bir etkinlikten diğer bir etkinliğe geçerken, konular arasında bir bütünlük sağlanmalıdır.

Geleneksel sınıf yönetiminde, öğretmen, boş zamanı iyi düzenleyemediği için, etkinlikleri birbirine karıştırmakta ve buna bağlı olarak yeni bir konuya geçerken, daha yavaş ve belirsiz hareket etmektedir. Buna karşılık, bir dersin başlangıcında ve bitiminde yapılması gereken etkinliklerin açıkça ortaya konması, öğrenciler açısından da önem taşımaktadır. Kounin, zamanlama ve uygun geçişin etkili bir geçişi ifade ettiğini vurgulamaktadır.13 Öğrenciler, ne zaman kendilerini öğrenmeye hazır hissetmektedirler? Bazen, öğrencilerin tamamen susmasını bekleriz. Bazen, herkesin konuşmasıyla sınıfta gürültü olduğunu görürüz. Bazen öğrenci neşeli olur; bazen, yaptığı davranışın yanlış olduğunu söyleriz. Öğrencilerin, öğrenme sürecinde yaptıkları davranışlara ilişkin bu liste uzatılabilir. Geleneksel öğretimde, öğretilebilir zaman vardır. Etkili öğretim yaklaşımında ise öğretilebilir zaman, planlı olarak oluşturulur.14
6.Derse Başlama

Zaman yönetimi açısından, derse iyi başlamak etkili, bir yoldur. Klasik sınıf yönetimi yaklaşımında, öğretmenler, derse etkili bir giriş yapamamaktadır. Bazı öğretmenler ders başlamadan önce öğrencilerin dikkatini çekmekte, öğretmenlerin bir kısmı öğrencilerin ders kitabı ve diğer eğitim materyallerini hazır hale getirmelerini istemekte ve kimi öğretmenler de sınıf ortamında öğrencilerin düzenli oturmalarını sağlayarak derse giriş yapmaktadır. Bazı öğretmenler ise derse başlamadan önce, öğrencilere uymak zorunda oldukları uzun bir kurallar listesi sunmaktadır. Burada önemli bir nokta ve öğretmenler tarafından verilmek istenen bir mesaj var: Dersi öğrenmeden daha çok, öğretmen önemlidir. Sonuçta ne ortaya çıkıyor? Öğretmen derse başlamaya karar verinceye kadar, hiçbir şey önemli değildir.

Zamanı iyi kullanmaya çalışan öğretmenler, düzenle fazla uğraşmazlar, öğrencilere bağırmazlar, dikkatlidirler ve derse doğrudan başlayabilirler. Bu gruptaki öğretmenler, dersin amaçlarını açıkça ortaya koyarlar ve öğrencilerin dikkatini doğrudan dersin içeriğine odaklarlar. Öğrenciler, daha bilinçlidirler. Çünkü öğrenciler öğretim zamanı içinde, derse başlama zamanının çok önemli olduğunu bilirler.15

Derse hazırlıklı gelmeyen ve öğretime iyi motive olmayan öğretmen, şaşkın bir şekilde sınıfa girecektir. Hatta bazı öğretmenler, geçen hafta anlattığı konuyu hatırlamamakta ve bu konuda öğrencilerden yardım istemektedir. Bu durum, öğretmeni öğrencilerin gözünde küçültmektedir. Öğrenciler, doğal olarak “Bu öğretmen geçen hafta ne anlattığını bile bilmemektedir” yargısına taşıyacaktır.

Derse başlangıç, öğretim zamanının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Başlangıç zamanı, öğretim zamanının küçük bir kısmını oluşturmakla birlikte, öğrenci motivasyonu dikkatin derse odaklanması ve ders amaçlarının açıklanması açısından büyük önem taşımaktadır. Kötü bir başlangıç, olumsuz bir öğrenme iklimi oluşturur. Kötü bir derse giriş, ciddi zaman kayıplarına da yol açabilir. Öğretmenin 3-5 dakika içinde derse girmesi gerekirken, düzeni sağlamaya çalışması 15-20 dakikalık bir zaman kaybı oluşturabilir. Kötü bir başlangıç, dalga etkisi gibi sadece birkaç öğrenciyi değil, bütün bir sınıfı olumsuz yönde etkileyebilir.
Düdük çalan bir bekçinin, gece yarısı parktaki insanları uyarması gibi, öğretmen de sözel mesajlarla öğrencileri uyarıp derse geçiş yapabilir.

Öğrencilerde, dışsal denetim yerine içsel denetim sağlanırsa, öğretimsel zamanı yönetme konusunda, önemli bir sorun ortaya çıkmaz. Özdenetimli öğrenciler, kendilerini zihinsel ve ruhsal olarak derse hazır hissederler. Hatta özdenetim, öğrencilerin kendiliğinden öğretim zamanını etkili kullanabilmeleri için hazırlıklı olmalarını sağlar. Başka bir ifadeyle, özdenetimli öğrenciler, öğretmenin güdümünden çok, kendiliğinden derse başlayacaklardır. Sınıf yönetimi açısından önemli olan nokta, dışsal denetimden çok özdenetimi benimsemiş öğrenciler yetiştirerek, öğrencilerin kendiliğinden derse başlayabilmelerini sağlamaktadır

Öğretmenin Kişisel Zaman Yönetimi

Düzenlilik: Kurallı olmayı,bir işi yapmanın bir yoluna alışkanlığı,böylece öğrenilene odaklanmayı getirir.

Değişkenlik: Öğrencinin dikkatini çeker,birörnekliğin sıkıcılığından kurtarır,merak-ilgi uyandırır, yeni öğrenme yolları, ilişkileri verir.3 İlişki düzeni politikası, sınıf düzeninin tehlikede, çalışma alışkanlıklarının henüz yerleşmemiş olduğu durumlarda düzenliliğe; ortamın yumuşak, öğrencilerin bilgili ve hazır olduğu durumlarda değişkenliğe kayabilir bir esneklikte seçilmelidir. Her durumda sınıf etkinliklerinde hem kararlılık, hem değişkenlik yer almalı, bunların dengesinin değişmesinde yukarıda sayılan durumlardaki farklılıklar gözetilmelidir.

Düzenlilikten ayrılma, amaçlardan, kaynak kullanımında akılcılıktan uzaklaşmayı; değişkenlikten ayrılma, öğrenci yaratıcılığından ve girişimci amaçlardan yararlanamamayı getirir.4 Sınıftaki ilişki yapısı ve sınıfın sosyal ortamı oluşturulurken,değişik örgütsel örneklemeler kullanılabilir. Bunlar, görev yönelimli ve yarışma yönelimli olarak gruplanabileceği gibi, ‘işbirlikçi ‘, ‘yarışmacı’ , ‘bireysel’ olarak da gruplanabilir.

İşbirlikçi öğrenme tipindeki örgütlenişlerde, öğretim dikkatle düzenlenip planlanmışsa, öğrenciler sonuçtan sorumlu tutulmuşsa, iyi bir grup ödül sistemi kurulmuşsa, başarı olumlu etkilenmektedir.5 Öğrenciler, bu öğrenme gruplarında, sorun – konu üzerinde birlikte çalışırlar, yeterlilik düzeyi ne olursa olsun, herkes etkinlikler katılır, ortak amaçlar doğrultusunda küçük gruplar halinde yardımlaşarak öğrenilir. İşbirlikçi öğrenmede öğrenciler grubun amaç ve işlerini belirlemede, değişik çözümleri değerlendirmede öğretmen tarafından cesaretlendirilir. Bu örgütlenme biçiminde, sınıf çalışmaları düzensizliğe kayabilir, ama öğrencilerin sosyal becerileri, yaratıcılığı, karar verme güçleri gelişir.

Yarışmacı öğrenme tipindeki örgütleniş, bireysel başarı ve yetkinliği vurgular, diğer öğrencilerle karşılaştırıcı bir değerlendirme sistemi kullanır, işbirlikçi öğrenmede, değerlendirme ölçütü amaçlar iken, yarışmacıda bu diğer öğrencilere yönelir.6 Yarışma güvensizlik yaratır, oysa insanın başkalarına, özellikle de arkadaşlarına güvenme gereksinimi vardır. Yarışmacı ortam çoğu zaman ancak üst yetenek düzeyindeki birkaç öğrenciyi güdüler, bu yarışı kazanamayacağını gören çoğunluk yarıştan ve sınıf etkinliklerinden kopar. Yarışmacı düzende “bu işi kimler en önce yapacak” sözü yerine, “şu sürede, bu işin şu kadarını yapanlar şu ödülü alacak, yapmaya çalışmayanlar ise şu görevlerle karşılaşacak” demek, bu düzenin olumsuzluklarını azaltabilir.

Öğretmen, sınıf yapısını ve yönetim sistemini öğrencilerin açıkça anlamasını sağlamalıdır. Bu yapılmazsa, uygulamalar öğrencilere sıkıcı gelebilir, başarısızlıkla sonuçlanabilir. Bu durumlar da sınıf sorunlarının kaynağını oluşturur.

SINIFTA ZAMAN YÖNETİMİ

GİRİŞ

İnsan,yaşamını değişik etkinlikler içinde geçirir. İnsan yaşam çizgisi içinde öğrenimini görür; bir meslek sahibi olur, bir işte çalışır, evlenir, çocuklarını yetiştirir. Bu yaşam çizgisi, ölüme kadar devam eder. Zamanın etkili kullanımı, günümüzde önemli bir yönetim becerisi olarak görülmektedir. Bu yönetim becerisi, okul yöneticisi için olduğu kadar, öğretmen içinde büyük önem taşır.

Zaman, soyut bir kavramdır. Belli bir işi yapabilmek için ihtiyaç ,duyulan süre, zaman kavramı olarak tanınabilmektedir. Bir eylem ya da olay belli bir zaman dilimi içinde meydana gelmektedir. Zaman, arka arkaya meydana gelen olay ve olayların algılanmasıdır.1 Yaptığımız işi değerlendirirken, harcadığımız zamana bakarız. Bu işi ne kadar zamanda yapabiliyoruz. Zamanın ne olduğunu, üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler daha iyi bilmektedir. Üniversite öğrencisi için bir dakikada çözeceği matematik sorusu, onun için yaşamsal bir önem taşımaktadır.

İnsan, toprak, bina,araç ve para gibi zaman da temel bir kaynaktır. Ancak zaman kaynağının, diğer kaynaklardan farklı özellikleri vardır. Zaman, biriktirilemeyen ödünç alınamayan, kiralanamayan, çoğalamayan ve geri getirilemeyen eşsiz ve değerli bir kaynaktır.2

Zaman herkes için eşit dağıtılmıştır. Bir gün 86400 saniyedir. Her gün herkesin banka hesabına 86400 altın yatırılmaktadır. Herkes bu altını kendi isteğine göre kullanılmaktadır. Zaman kaynağı, insanlara eşit olarak dağıtılmıştır, ama insanlar bu kaynağı etkili bir şekilde kullanılmamaktadır. Bir öğretmenin işlerini erteleme gibi bir hastalığı varsa, öğretimsel etkinliklerin planlamada zorluk çekebilir. Zamanı boşa harcamayan ve zamandan etkili bir şekilde yararlanan öğretmen “zamanım yetmiyor”, “ders konularını yetiştiremiyorum”, “ders planı yapamıyorum” gibi şikayetlerde bulunmaz.

Sınıfta Korku,Kaygı

Sınıftaki korku ve kaygı kaynaklarından biri öğretmendir. Otoriter öğretmen, öğrenciyi  korkutur. Öğretmenin  onları  arkadaşları  önünde  sıkıntıya  sokabileceğini  düşünmeleri,  öğrencilerde  kaygı yaratır.

Öğretmen,  her  sözü  ve eyleminin,  farklı  öğrencileri  nasıl  etkileyeceğini  önceden  düşünüp,  uygun  davranmalıdır. Öğretmen,  düşünce  ve  eylemlerinde  açık  olmazsa,  öğrenciler  onun  davranışlarını,  sözlerini  yanlış  anlayabilir, farklı  anlamlar  verebilir.  Özellikle  ergenlik  çağındaki  gençler,  öğretmenin  sözlerinden,  davranışlarından, giyimlerine, saçlarına, davranışlarına ilişkin olumsuz tepki  almak  istemezler. Hele böyle bir tepkinin arkadaşlarının yanında alınması, onları,  bozan  da  öğretmeni  güç  duruma  sokar. Öğretmen  eğiticiliğini, tepkilerini  olumlulaştırarak göstermelidir:”Konuşmadan önce söz alman.beni daha  memnun ederdi”, “son bir dakikadır dersi dinliyor olman güzel bir davranış” türünden olumlu yaklaşımlar, kaygıyı da azaltır.30

Rahat  bir  aile  ortamından uzakta,  kurallı  bir  yaşamı  olan  okul,  özellikle ilk  yıllarda  bir  kaygı  kaynağı  olabilir,  bunun  etkileri  bazı öğrencilerde yıllarca sürebilir,  okula ve okumaya karşı  olumsuz  tutumlara  neden  olabilir. Bu geçiş  döneminde öğretmenin her öğrenciyle yakından ilgilenmesi, öğrencilere dostça davranması, bu kaygıyı azaltır.

Başarısız öğrencilerin  çalışmalarla  alay  etmeleri,  kaygıya  neden  olur. Arkadaş desteği ve onayı, arkadaş kabulü, gençlik çağında okul başarısından da  önemli  görülür.  Bu  desteğin  ve  kabulün azalması,  kalkması,  korkutucu  olur. 31 Sınıf ortamının arkadaşlıkları çoğaltıcı, farklı etkinlikler için  farklı gruplarda  yer almayı teşvik edici olması, öğrenciler arası  olumsuz tutumları azaltır, öğrenciyi rahatlatır. Öğretmenin öfkelenmesi ve  güç uğraşma girmesi,öğrenciyi tehdit edip savunmaya zorlaması, sınıfın  havasını bozar.

Sınıfta İletişim

Sınıf,  öğrenciler  ve  öğretmenlerin,  eğitsel  amaçlara  ulaşabilmek  için,kendilerinde var olan  ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları, uygun bir  düzenlenişle  paylaştıkları  ortamdır. Bu  paylaşım,  iletişimle  olur. Öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin,  ilgi ve gereksinimlerinin, yeterliklerinin, olanaklarının öğretmence;  eğitsel amaçların, araçların, düzenlenişin öğretmen kılavuzluğunda birlikte belirlenmesi, iletişimle olur.

İletişim, bu haber ve bilgilerin çok yönlü akımıdır: Öğretmenden öğrencilere, öğrencilerden birbirlerine, öğrencilerden öğretmene, çevreden  hepsine.  Tek  yönlü  iletim sıkıcıdır, dönütün yararlarından uzaktır. Öğrencileri dinleyen öğretmen, onlara  neleri ne zaman söyleyeceği  konusunda  da  ipuçları  çıkarır. Öğrencilerden  alınacak dönüt, öğretmenin uygun eylemleri seçmesini,  amaçlara  ulaşmasını kolaylaştırır, edimini artırır, çabalarını istenir ve yararlı yapar.

İletişimde  dilini iyi kullanamayan öğretmenin, öğrenci başarısına katkı  düzeyi  düşer.  Öğrenci  öğretmenin ne dediğini açıkça ve kolayca anlayabilmelidir. Bu,  öğretmenin  kısa  cümlelerle,  amaçla  tam  binişen,  öğrenci düzeyine uygun  konuşmasını gerektirir. Sınıftaki herkes, öğretmenin  konuşmasından  aynı anlamı  çıkarabilmelidir. Yanlış anlayan yanlış, eksik anlayan eksik davranır.

Dil  kullanmanın  başka  bir  boyutu  seslendirmedir,  îyi  bir  konuşmacı, söylediği  tümcenin  her  sözcüğünü,  sözcüklerin  her harfini,  sözcük  ve  harfleri  yutmadan, ses olarak  çıkarmalıdır. Bu ses, öğrencileri rahatsız edecek kadar  yüksek, en uzak köşedeki öğrencinin duyup anlayamayacağı  kadar  alçak olmamalıdır. Yutkunma,  öksürme,  geçici  ses  takılmaları  durumunda  öğretmen sözünü  yinelemeli, öğrencilere  arkasını  dönmeden  konuşmalıdır.  Öğrencilerin  de konuşurken  sınıfa  yüzlerini  dönmeleri, işitme  ve  anlamayı  kolaylaştırır.  Aksi durumlarda  öğrenci anlamadığını, işitemediğini söylemeye de çekiniyorsa, konuşma  amacına  tam  ulaşamayacak,  öğretmen  “söyledim,  anlaşıldı”  yanılgısına  düşebilecektir.29

Demokratik Ortam

Öğretmenin  güç  durumuyla  ilgili  özellikler,  onu,  sınıfta  gücü  paylaşmaya, demokratik  bir  ortam  oluşturmaya götürür. Demokrasi, grubun  kendisince  yönetilmesidir. Grubu yönetecek olanları seçip serbest bırakmayı değil, seçilenlerin  ararlarını grubun  etkilemesini  de  içerir. Demokrasilerde yönetilenler, yönetimin  kararlarını önceden  haber  alabilir,  tartışır,  görüş  ve  isteklerini  yönetenlere iletir,  bunlar yönetilenlerce gözetilir. Demokrasi, çoğunluğun azınlığı yönetmesi değildir. Yalnızca sayı  çokluğuna dayalı bir yönetim, çoğunluğun  azınlığa hükmetmesi olur, demokrasi olmaz. Üstelik  sınıfta  öğretmen  çoğunluk  da  değildir. Demokrasi, azınlıkta kalanların görüşlerinin dinlendiği, haklarının gözetildiği, niteliğin sayıya feda edilmediği, tartışma-uzlaşma- anlaşma-inandırma yöntemlerinin kullanıldığı bir yönetim biçimidir, sınıfta da böyle  işlemelidir. Öğretmen  böylece,  öğrencileri,  kendi  davranışlarını düşünmeye yargılamaya da yöneltmelidir.27

Öğrenciler, yasal metinlerin çerçevesi dışına çıkılmaması koşuluyla, kendilerini yönetme fırsatı bulmalıdır. Öğretmen, öğrencileri etkilemek  için, informal akran güç yapısını kullanmalıdır. Bu, yetki ve sorumlulukların öğrencilerle paylaşılması ile olur. Sınıftaki  demokratik  güç  dengesi,  sınıf  olaylarına  bir  kişinin  egemen  olmasını  engeller. Sınıf etkinliklerinden, kendilerinin ve başkalarının davranışlarından  sorumlu olan  öğrenciler, daha  dikkatli  davranacaklardır.28 Evde, okulda, sınıfta, demokratik bir ortamda yaşamamış öğrencilerin, yetişkin olduklarında demokratik davranmaları çok güçtür.

Demokratik bir sınıf ortamında öğretmen, ne yetkeci, ne de serbest bırakıcı olmamalıdır. Öğrenci, sınıf kurallarının belirlenmesinde söz hakkına sahip olmalı, ödül veya ceza nedeniyle değil, işini yapmanın gerçek yararlarını bilerek ve bunun  süreçlerine katılarak işine güdülenmelidir.

Öğretmenin Örnek Olması

Eğitsel amaçlara ulaşmanın araçlarından biri de görgüdür.  Öğrenci, bilginin somut yansıması olan görüntüler yoluyla, davranışın örneklerini izleyerek, davranış  kazanma ve değiştirmeyi kolaylaştırabilir.

Öğretmen, her  davranışı  ile  öğrenciye  model  olmalıdır,  ilk  öğrenim  yıllarından  başlayarak  çocuklar, giyiminden yürüyüşüne, konuşmasına kadar her davranışında öğretmeni  örnek  almaya  yatkındırlar.  Bu,  öğretmen  için,  sürekli  özen  gerektiren  yorucu  bir  durum  olsa  bile,öğrenci  davranışını  değiştirmenin  etkili  bir  yolu  olarak,  sürekli  kullanılmalıdır. Öğretmenin  kendini  işine  vermesi  de,  öğrencinin  onu  bu  özelliğiyle  model  alması sonucunu doğurabilecektir.24 Öğretmenin derse bağlılığı  ve  ilgisi,  öğrencinin  de  bu  yönlü  davranışını  destekler.

Öğrencinin  öğretmenini  örnek  almaya  yatkın  oluşu,  öğretmenin  bu  konuda daha da dikkatli olmasını gerektirir. Bu dikkat, öğretmenin söyledikleriyle  yaptıklarının uyumlu  olmasına da yönelmelidir. Öğretmenin örnek davranışları, öğrencilerin öğrendiklerini pekiştirmelerine de yardımcı olur. Öğrenciye burnunu  mendille silmesini  söyleyen  öğretmen, bunu  kendi de yaparak, öğrencinin bu davranışı pekiştirmesine destek vermiş olur.  Öğrencilerin tiyatro izlemesini isteyen  öğretmen,  onlarla  birlikte  tiyatroya  giderek; öğrencinin  kitap  okumasını isteyen öğretmen, kendisi de okuyup,  öğrendiklerini  öğrencilerine aktararak; öğrencinin hatasını kabul edip düzeltmesini isteyen  öğretmen, kendisininkini öğrenci karşısında kabul edip düzelterek; öğrencinin  söz  kesmeden  dinlemesini  isteyen  öğretmen,  başkasının  sözünü  kesmeden  dinleyerek,  olumlu  örnekler  vermelidir.25

1.Sevecen,Anlayışlı ve Esprili Olma:

Öğrenciler eğitim yaşantıları boyunca anne ve babalarından çok öğretmenleri ile birlikte bulunurlar. Öğrencilerin kişiliklerinin gelişmesinde, kendilerine güvenli ve sosyal bireyler haline gelmesinde sevgi önemli rol oynar.

Okul çocuğun severek gideceği, hoşlanacağı bir yer olmalıdır. Öğretmenini seven çocuk okula ve derslere karşı olumlu tutum geliştirir, başarılı olur. Bu nedenle öğretmenlerin öğrencileri sevmesi, onlara karşı anlayışlı olması ve yeri geldiğinde onlarla şakalaşması gerekir. Sevecen öğretmen, öğrencilerle olumlu ve onları destekleyici ilişki kurar. Öğrencilere adları ile hitap eder, onların kişisel sorunları ile ilgilenir, her öğrencinin ayrı bir birey olduğunun farkındadır ve onlara bunu hissettirir. Bu yaklaşımlar sonucu öğrencinin güvenini kazanır.Genellikle sevecen öğretmenler öğrencinin olumsuz davranışlarından çok olumlu davranışları üzerinde durarak bol pekiştireçler verirler. Böylece öğrencilerin dersi sevmesini ve öğrenmesini kolaylaştırır.

Espri anlayışına sahip olan öğretmenler de genellikle öğrenciler tarafından sevilir. Bu özelliğe sahip öğretmenler öğrenmeyi eğlenceli bir hale getirebilir. Espri sınıftaki gerilimi azaltır, öğretmenle iletişimi kolaylaştırır, güveni artırır ve disiplin sorunlarını azaltır. Böylece dozunda kullanılan bir espri anlayışı öğrenmenin pekişmesine ve kalıcı öğrenmenin meydana gelmesine yardımcı olur.

2.Hoşgörülü ve Sabırlı Olma:

İlköğretim çağlarındaki çocuklar doğru ve yanlışı seçmede zorluk çektikleri, ergenlik çağındaki bazı gençler ise kişiliklerini kanıtlamaya çalıştıkları için sınıfta bir çok olumsuz davranışta bulunabilirler.

Bu durumda öğretmenin öğrencilerin bazı hatalı davranışları karşısında hoşgörü göstermesi gerekir. Sınıfta öğretmen kendi beklentilerine uygun olmayan pek çok öğrenci davranışı ile karşılaşabilir.Öğretmen bu durumda hoşgörülü ve sabırlı olmalı, öğrencileri anlamaya çalışmalıdır.

Hoşgörü demokratik ortamın oluşması için gereklidir. Öğretmenin farklı görüşler karşısında hoşgörülü olması ve öğrencilere bu yönüyle örnek olması gerekir. Hoşgörünün olmadığı ortamda öğrenciler kendilerini ifade etmekte güçlük çeker, olaylara tek boyutuyla bakmaya başlarlar. Bazı durumlarda ise gereksiz gerginlikler ortaya çıkabilir. Sınıfta farklı yeteneklerde öğrenciler bulunmaktadır. Bu öğrencilerin tüm bilgileri bir kerede anlamaları beklenemez. Öğretmen sabırla aynı konuyu defalarca anlatabilmeli,öğrencilerin sorularını dinlemeli, küçük olaylar karşısında sinirlenmemeli, ani çıkışlarda bulunmamalıdır.
Sabırsız öğretmen,öğrenciler kendi beklentileri doğrultusunda davranışta bulunmayınca kolayca sinirlenir. Bu durum sınıfta gergin ve olumsuz ortama neden olabilir.

3.Açık Fikirli, Esnek ve Uyarlayıcı Olma:

Açık fikirli, esnek ve uyarlayıcı olan öğretmenler kendi fikirlerinin, duygularının, algılarının başkalarından farklı olacağını bilir. Olaylara başkası açısından bakabilir. Öğretmen, olayları her yönüyle değerlendirebilir, öğrencilerinin ve meslektaşlarının fikirlerine saygı duyar, yeniliklerine saygı duyar, yeniliklere açık  olursa öğretmenlik mesleğinde daha başarılı olur.

Kendi doğrularını tek doğru olarak gören ve sunan, kendininkinden farklı öğrenci  fikir, değer ve tutumlarına karşı ön yargılı davranan öğretmenler hem sınıfta çatışma çıkmasına hem de öğrencilerin tek yönlü yetişmesine neden olurlar.
Esnek ve yeni durumlara uyum sağlayabilen öğretmen, öğretim etkinlikleri düzenlerken de öğrencilerin ihtiyaçlarını farkına vararak,programda onların ihtiyacına uygun değişiklikler yapabilir, öğrencilere alternatif öğretim etkinlikleri sunabilir.

4.Yüksek Başarı Beklentisi:

Öğretmenin öğrencilerden bekledikleri başarı ile öğrencilerin başarıları arasında yüksek ilişki  vardır. Bu nedenle öğretmen öğrencilerinin başarılı olacağına inanmalı ve onların başarılı olmaları için desteklemelidir.  Araştırmalar öğretmenin öğrenciden beklentisi yüksek olduğu zaman öğrencinin daha çok öğrendiğini göstermiştir.

Öğretmen beklentisi ile öğrenci başarısı arasındaki ilişkinin nedeni çok açık olmamakla birlikte, öğretmenin bir öğrencisiyle ilgili beklentisi yüksek olduğu zaman ona daha çok zaman ayırdığı , onu öğrenmeye teşvik ettiği, öğreneceğine inandığı için öğretme sürecinde daha dikkatli olduğu söylenebilir.Tam tersi durumda ise, öğretmen bir öğrencinin başarılı olacağına inanmadığı zaman ona fazla emek harcamamakta ve onu başarısız kabul ederek değiştirmeye çalışmamaktadır.
Öğretmenin beklentisi ile öğrencinin akademik benlik tasarımı arasında da yakın ilişki vardır. Öğretmenin başarı beklentisini hisseden çocuk da başarılı olacağına inanır ve kendisi hakkında olumlu akademik benlik tasarımı geliştirir. Olumlu akademik benlik tasarımı ise öğrencilerin okul başarısını açıklayan önemli değişkenlerden biridir.

5.Genel kültür:

Temel görevi öğrencinin sosyalleşmesi ve toplumsal kültürü öğrenciye aktarmak olan öğretmenin bu görevini başarıyla yerine getirebilmesi için içinde yaşadığı toplumu, kültürel özellikleri ile birlikte tanıması gerekir. Öğretmen görev yaptığı yerleşim biriminin özelliklerini, ailelerin yaşam tarzını, değerlerini ve normlarını bilmelidir. Bunları bilmeyen öğretmen, öğrencileri ve aileleri ile istemeden çatışmaya girebilir. Kendisinin toplumdan dışlanmasına neden olabilir. Öğretmen yaşadığı yerleşim biriminin özelliklerinin yanı sıra toplumun ortak değerlerini de bilmek zorundadır. Öğretmen öğrencilere yerel kültürleri ile toplumun ortak kültürünü bir arada tanımak zorundadır. Öğretmen öğrencinin yaşadığı toplumda yanlış inanç ve değerler varsa öğrencilere bunların yanlışlığı anlatarak, onlara doğru değerler kazandırmaya çalışmalıdır.

Öğretmen güncel olayları da takip etmelidir. Gazete, dergi okuyarak, radyo yada televizyondan haberleri izleyerek ülkesinde ve dünyada neler olup bittiğini takip etmeli, öğrencilerin bu konular üzerindeki sorunlarını yanıtlayabilmelidir.

6.Cesaretlendirici ve Destekleyici Olma:

Öğretmen öğrencileri öğrenmeye karşı cesaretlendirmeli ve onlara destek olmalıdır. Bu   niteliklere sahip öğretmen, öğrencilerin yeteneklerine güvenir ve onlara saygı duyar. Öğretmenin öğrencilere destek olması için, öğrencilerin olumsuz davranışlardan çok  olumlu davranışlarının ön plana çıkarılması, her çocuğun kendi içinde sağladığı gelişime önem verilmesi, öğrenci  hakkında iyimser ve olumlu düşünülmesi, öğrenci konuşurken dikkatle dinlenmesi gerekmektedir.

Destekleyici öğretmen öğrencinin kendine güvenmesini, kendi kendine öğrenmesini ve olumlu akademik benlik tasarımı geliştirmesini sağlar.

7.Konu Alanı Bilgisi:

Örgün eğitim kurumları kültürün daha çok bilim ürünü olan bilgi ve becerilerini kazandırmaya çalışırlar. Ülkemizde eğitim programları Tarih, Coğrafya, Matematik, Edebiyat gibi konu alanlarına göre düzenlenmiştir. Bu nedenle öğretmenler aynı zamanda konu alanı uzmanı olmak zorundadır.

Öğretmen kendi verdiği dersin konularını iyi bilmeli, konu alanındaki gelişmeleri takip edebilmelidir. Ayrıca öğrencilerden gelen soruları yanıtlamak için gerekirse araştırma yaparak bilgisini geliştirmelidir.

8.Mesleki Beceri ve Yeterlilikler:

          Öğretmen konu alanını ne kadar iyi bilirse bilsin, sahip olduğu bilgileri öğrencilerine aktaramazsa mesleğinde başarılı olamaz.Bu nedenle öğretmenin, öğretme becerisine sahip olması gerekir.
Öğretmenler bu beceriyi, öncelikle öğretmen yetiştirme programlarında yer alan öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ve uygulamalarla kazanırlar. Bu beceri öğretmenin öğretmenlik deneyimi ile birlikte ve hizmet içi eğitim yoluyla meslek yaşamı süresince  gelişir. Ancak öğretmenin bu konuda kendini geliştirebilmesi için yeniliklere ve değişime açık olması, kendi sınıf içi etkinliklerini sürekli değerlendirmesi gerekir.

Etkili bir öğretmende bulunması gereken mesleki beceri ve yeterlikler aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1.Öğretim sürecini planlama.
2.Çeşitlilik getirebilme.
3.Öğretim sürecini etkili kullanma.
4.Katılımcı öğretim ortamı yaratma.
5.Öğrencilerdeki gelişimi izleme 26

Sınıf İçinde Öğretmenin Yeri

Öğretmenin sınıfın ne zaman neresinde bulunacağı, amaçlarına ve yaptığı etkinliğin türüne göre  değişir.  Öğretmen, yerini belirlemede, sınıfın tümünü görebilmeyi, öğrenci davranışları  ve öğretim  etkinliklerine  göreliği,  ilkeler olarak  almalıdır. Sınıfın tümünü görebilmek  için, araçları, örneğin tahtayı kullanırken bile öğrencilere arkasını dönmemeye çalışmalıdır.

Öğretmenin  sınıfta  dolaşması  amaçsız  olmamalıdır.  Araçların  olduğu  yerlere ulaşmak, öğrenci çalışmalarını izlemek,öğrencinin  ilgisini, dikkatini çekmek, istenmeyen  davranışlar yapanları  uyarabilmek,  yer  değiştirmenin  amaçları  arasında sayılabilir.

ogretmen

Öğretmenin Sınıf İçindeki Konum Değiştirmesi Açısından Çeşitli Hareket Alanları

Davranış Ortamı Oluşturma

Sınıfın davranış ortamı, gevşekten katıya, çeşitli görünüşlerde olabilir. Program konu merkezli, öğretmen davranışı yetkeci,karar  ve  kurallar  öğretmence  konuşulmuşsa,  sınıf  katı yapılanmıştır.  Program  öğrenci merkezli, öğretmen  davranışı demokratik, kural ve kararlar  birlikte oluşturulmuşsa, sınıf gevşek  yapılanmıştır. Bu özelliklerin değişmesi, bu ikisi arasındaki diğer yapılanma biçimlerini  oluşturur.

Sınıfın, öğretmenin, öğrencilerin, konunun özellikleri değiştikçe, yapılanış değiştirilebileceği  gibi, eğitsel  amaçlardan uzaklaşmamak  koşuluyla, gevşek sınıf  yapısının yeğlenmesi önerilir. Örneğin, program öğrenci merkezli olmalı ama, bunun  anlamı, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için araç olarak, öğrencinin ilgi ve gereksinimlerine dönük bir programın seçilmesi olmalıdır. Kural ve kararlar öğrencilerle birlikte belirlenmeli  ama,  konunun  amaçlarından, eğitimin genel amaçlarına kadar, amaçlar dizinine uygun olmayanların alınmaması, öğretmence nedenleri belirtilip  açıklanarak sağlanmalıdır. Davranışsal ortam, öğretmen ve öğrencilerin ortak çabaları  ile oluşur.

Sınıf Kuralları

Öğrencilerle tanışma, beklentilerin iletişimi, arkadaşça ama işe yönelik ortam, öğrencileri boş bırakmamak,sınıftaki  ilk günlerin önemli eylemleri olarak görülür. Beklentilerin iletişimi ile arkadaşça ama işe yönelik ortam, sınıftaki davranış kurallarının belirlenmesi ve uygulanması süreçleri ile gerçekleşebilir.14 Öğrencileri boş bırakmama, boş kalırlarsa zaman yitirecekleri ve istenmeyen davranışlara yönelecekleri düşüncesiyle, iyi bir zaman planlamasına ve boş zaman etkinliklerine gerek gösterir.

Kurallar, önceden verilmiş hazır kararlardır. Deneyimlere dayanarak, gelecekteki belirli durumlarda nelerin nasıl  yapılmasının iyi olacağını, nelerin beklendiğini, uyulmadığında nelerin olacağını açıklayarak, yöneticinin işini kolaylaştırır.15 Kendisinden nelerin beklendiğini, neleri yapmasının istenmediğini, bunların sonuçlarını önceden bilen öğrenci, davranışlarını düzenlemeye yönelecektir.16 Sınıftaki ilişkilerin karmaşıklığı,onları, kural koyarak düzene sokmayı gerekli kılar.17 Kurallar herkes için olduğundan, yansızlığı sağlar, kişisel isteklerle ilgili sapmalara hayır deme olanağı verir. Bireysel  üstünlüğe gerek kalmadan,yöneticinin yetkisinin benimsenmesini kolaylaştırır, astların, eziklik duymadan emirleri  kabul etmesini olası kılar.

Ödül ve cezayı kişisellikten çıkarır, kabul edilebilir hale koyar.İnsanları göreve yöneltir, değerlendirme ölçütü olurlar. Kurallar, sınıfta öğretmenin karar gereksinimini, öğrencinin yönlendirme aramasını azaltır. Bu  yararları, her türlü toplu yaşamda kurallar konmasını ve titizlikle uygulanmasını gerekli kılar. İyi vatandaş değiştirilinceye kadar kurallara uyan, başkalarının da uymasını izleyendir.

Her şeyin aşırısının zararlı olduğu gibi kuralların da aşırısı zararlıdır. Kuralların aşırı katılıkta izlenmesi, tekdüzelik,can sıkıntısı, hatta haksızlık yaratır,değişik durumlarda gösterilmesi gereken esnekliği önler,ilişkileri mekanikleştirir, morali düşürüp örgüt iklimini bozabilir.

Sınıf kuralları sınıftakilerin ve okulun karşılıklı beklentilerinin gerçekleşmesini sağlayacak düzeni kurmalıdır. Amaçlara uygun beklentilerinin, sınıfta uzlaşma ile sınıf kurallarına dönüştürülmesi gerekir. Kurallar, amaçlara gidişi kolaylaştırmalı, görev dışı davranışı azaltıp görevle ilgili olanı çoğaltmalı, öğrenme ortamı ve çevresinin rahatını güvenliğini sağlamalı, komşu sınıfın ve yakın kişilerin rahatsız edilmesini önlemeli, amaca uygun davranışların ölçülerini belirtmelidir.18

Kural koymada önemli olan, öğretmen ve öğrencilerin ortak bir algı dayanağından hareketle anlayış birliğine ulaşmalarıdır. Öğrencilerin önceden bilgilendirilmesi ve görüşlerinin alınması kuralların geçerliklerini arttırır. Kurallar belirlendikten sonra, öğrencilere öğretilmeli, örnek çalışmalar yaptırılmalıdır. Okulun açıldığı ilk haftada sınıf kural ve süreçleri, programın bir parçası olarak  öğretilmeli, dönütler değerlendirilip düzeltilmelidir. Öğretmenler sınıf kurallarının geliştirilmesinde bütün sınıfı tartışmaya katmalıdırlar. Bu  tartışmada öğretmen ve öğrenciler olası  sınıf kurallarını önermeli,öğretmen bu kuralları kaydederek bir kağıda veya tahtaya yazmalıdır. Bütün öneriler yapıldıktan sonra benzer fikirler birleştirilmeli veya elenmelidir. Üzerinde fikir birliği sağlanan maddeler sınıf kuralı olarak kabul edilmelidir.

Geliştirilen sınıf kural ve düzenlemelerinin etkili olabilmesi, öğrencilerin bunları doğru biçimde kavramalarına ve uygun davranışları göstermelerine bağlıdır.Bu nedenle kural ve düzenlemeleri öğrencilere öğretme yollarından bazıları ise şunlardır;

Kukla oyunları:  Rol oynama davranışlarında kuklalar kullanılır. Amaç, uygun olmayan davranışları, davranışla ilgili kuralı, onun yerine konulması gereken davranışları öğrencilerin belirlemelerine yardımcı olmaktır.

Posterler:  Öğrenciye, belirlenen kuralları gösteren, örneğin güvenlik kuralları,hijyen kuralları v.b. ile ilgili posterler sınıfa, kafeteryaya ve okul  koridorlarına asılır.

Kural oyunu: Sınıf kurallarına ilişkin listeden her kurala bir sayı verilir ve oyun  kartları yapılır. Öğrenciler kendisinde olan ve kural yazılı olan sayı çıktığında (bingo gibi) sayılarını kapatırlar.

Yanlış yol:  Öğrenci yanlış yönde bir davranış gösterir veya yanlış bir süreci izler.Rol videoya alınır ve bütün grup izler ve tartışır. Yalnızca yanlış olan  davranış değil, doğrusu da tartışılır.

Bir oyun oluşturma: Öğrencilerden kural ve işlemler üzerine bir oyun yazmaları ve oynamaları istenir. Öğrencilerin diğer sınıflarda da bu  oyunları sergilemeleri istenir.

Kuralı bir torbaya koyma:  Kurallar kartlara yazılarak bir torbaya konulur. Öğrencilerden torbadan çektiği bir kuralı sınıfa açıklaması istenir.

Kuralları gizleme: Kağıt katlanır ve iç tarafa sınıf kuralı yazılır. Katlanmış kağıdın dışına kurala ilişkin ipucu verilir. Öğrenci ipucunu okuyarak  kuralı tahmin etmeye çalışır. Katlanmış kağıt açıldığında doğrusu  görülür.

Numaralandırılmış kurallar: Her sınıf kuralının bir parçası vardır. Kural öğretildiğinde kurala ilişkin özel bir ipucu verilir, parmağı ile doğru  numarayı göstermesi beklenir.

Ayrımlaştırma:  Sınıf kuralları ile ilgili, doğru olan veya olmayan davranışların listesi  geliştirilir. Öğrenci listeyi okuyarak doğruyu yanlıştan ayırt etmeye çalışır ve böylece aynı anda iki liste yapılmaya çalışılır.19