Öğretmen Kitapları Dizisi SINIF YÖNETİMİ Hüseyin Başar

Eğitim sözcüğünün farklõ tanõmlarõnõn ortak yanõ, onun, davranõş değiştirme,
davranõş oluşturma amaçlõ etkinlikler bütünü olmasõdõr. Öğretim, öğrenme,
davranõşõn sağlanmasõ amacõyla yapõlan ön çabalardõr, insanlarõn öğrenim
düzeylerinin göstergesi diplomalan, eğitim düzeylerininki ise davranõşlarõdõr. Terli iken
soğuk su içmemek, yemekten sonra dişleri fõrçalamak, ulaşõm akõmõnõ
engellememek için yolun sağõndan yürümek gerektiğini bilen ama bu davranõşlarõ
uygun koşullarda yapmayan insan, öğrenmiş ama eğitilmemiştir. Öğrenimin
yalnõzca cahilliği giderdiğini belirten halk deyişimiz de bu yargõnõn farklõ bir
anlatõmõdõr.
Toplumsal yaşamõmõza bu açõdan baktõğõmõzda, öğrenim düzeyi yüksek olan
çok sayõda insanõn azõmsanmayacak sayõdaki davranõşõnõn, bilmesi gereken yasald
üşünsel kurallara, çoğu kez bilinçsiz olarak uymadõğõnõ görürüz. Bu davranõşlarõn
süreklilik kazanmasõ duru-munda o kişiler için, öğretilmiş ama eğitilmemiş denebilir.
Eğitimin önkoşulu olan öğretim – çünkü, rastlantõlar dõşõnda, bilmediğimiz birşeyi
yapamayõz- ne yazõk ki eğitimin garantisi olamamaktadõr. Bu du-rumda, öğrenme
için kullanõlan kaynaklann insanlarõ hedefe yeterince götüremediği söylenebilir.
Kültürümüz, bildiği gibi davranmayanõ elbette uygun koşullarda-sõrtõnda kitap
yükü taşõyan uzun kulaklõ yük hayvanõna benzetmektedir: İkisi de taşõdõğõ bilgiye göre
davranmõyor. Bu tür insan, yalnõzca ge-leceğin bilgiye dayalõ hizmet düzenekti yapõsõna
değil, bugünün toplumuna bile uygun değildir. Bilgiyi taşõyan ama kullanamayan
değil, nasõl öğreneceğini bilen, gerçek bilgilere ulaşabilen, bildiği gibi davranan,
düşünerek yeni bilgiler üretebilen, sorun çözen insanlara gereksi-nim vardõr.
Nasõl bir öğrenme sağlayalõm ki zamanla çabuk unutulmasõn, uygun
koşullarda davranõşa dönüşebilsin sorusunun yanõtõ verilmelidir. Nitelikli bir
öğrenmenin sağlanõp, bu bilgilerin uygun koşullarda davranõş olarak da
gösterilebilmesinin koşullarõna ek olarak, öğrenilenlerin yinelenmesi, somutlaştõrõlmasõ,
yapõlarak deneyim ve alõşkanlõk

 

Öğretmen Kitapları Dizisi SINIF YÖNETİMİ Hüseyin Başar

Zaman Yönetimi

Sınıfta zamanın tümü, eğitsel amaçlara yönelik etkinlikler için kullanılmalıdır. Bunu sağlamanın bir yolu, sınıf süreçlerinin dikkatle planlanması,
zamana bağlanmasıdır. Örneğin, öğrenciler laboratuvarda ve uygulama
alanlarında kendilerine sıra gelmesi için bekliyorlarsa, sınıf küçük gruplara
aynlarak ve iş dilimleri bu gruplara farklı zamanlarda verilerek bu zaman yitimi
önlenebilir.
Öğretmen, zaman yitirici yönetsel işlerle de sınıfta fazla uğraşmamalıdır.
Yoklama yapmak için herkesin adını okumak gerekmez, olan-olması gereken öğrenci sayılarına bakılarak, öğrencileri tanıyor olmanın da yardımıyla, kimlerin gelmediği hemen bulunabilir. Yönetsel duyurular da fazla zaman almamalıdır.
Kullanımı birbiriyle ilgili araçlar yanyana konarak, araç ve onu kullananın bulunduğu yerler yakın tutularak, araç kulanımının alacağı zaman azaltılabilir.
Örneğin, okuma köşesi kitap raflarının, deney aletleri deney masalarının yakınında olmalıdır. Öğretmen, sınıftaki etkinliklerin hazırlıklarını ders öncesinde yaparak, araçlann hazırlanışını, düzenlenişini, önceden bitirerek, tahtaya yazılacakları ders öncesinde yazarak, zaman kazanabilir (Cangelosi, 1988: 71,76).

Sınıfta İletişim

Sınıf, öğrenciler ve öğretmenlerin, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için, kendilerinde var olan ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları, uygun bir düzenlenişle paylaştıktarı ortamdır. Bu paylaşım, iletişimle olur. Öğrencilerin
hazır bulunuşluk düzeylerinin, ilgi ve gereksinimlerinin, yeterliklerinin, imkânlarının
öğretmence; eğitsel amaçlann, araçların, düzenlenişin öğretmen kılavuzluğunda birlikte belirlenmesi, iletişimle olur.
iletişim, bu haber ve bilgilerin çok yönlü akımıdır: Öğretmenden öğrencilere, öğrencilerden birbirlerine, öğrencilerden öğretmene, çevreden hepsine. Tek yönlü iletim sıkıcıdır, dönütün yararlarından uzaktır. Öğrencileri dinleyen öğretmen, onlara neleri ne zaman söyleyeceği konusunda da ipuçları çıkarır. Öğrencilerden alınacak dönüt, öğretmenin uygun eylemleri seçmesini, amaçlara ulaşmasını kolaylaştırır, edimini artırır, çabalarını istenir ve yararlı yapar (Baba and Ace, 1989:511).

Demokratik Ortam

Öğretmenin güç durumuyla ilgili özellikler, onu, sınıfta gücü paylaşmaya, demokratik bir ortam oluşturmaya götürür. Demokrasi, grubun kendisince yönetilmesidir. Grubu yönetecek olanları seçip serbest bırakmayı değil, seçilenlerin kararlarını grubun etkilemesini de içerir. Demokrasilerde yönetilenler, yönetimin kararlannı önceden haber alabilir, tartışır, görüş ve isteklerini yönetenlere iletir, bunlar yönetilenlerce gözetilir.
Demokrasi, çoğunluğun azınlığı yönetmesi değildir. Yalnızca sayı çokluğuna
dayalı bir yönetim, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi olur, demokrasi olmaz. Üstelik
sınıfta öğretmen çoğunluk da değildir. Demokrasi, azınlıkta kalanların görüşlerinin
dinlendiği, haklarının gözetildiği, niteliğin sayıya feda edilmediği, tartışma-uzlaşma-
anlaşma-inandırma yöntemlerinin kullanıldığı bir yönetim biçimidir, sınıfta da böyle
işlemelidir. Öğretmen böylece, öğrencileri, kendi davranışlarını düşünmeye
yargılamaya da yöneltmelidir (Cangelosi, 1988: 43).

Sınıfta Güç İlişkisi

Sınıftaki öğrenciler ve öğretmen, en az bir ders dönemi birlikte olacaklarını
düşünerek, sınıf ortamını olumlulaştırmada işbirliği yapmalıdır. Sınıf dışındaki yaşamda, istediğimiz zaman bir ilişkiyi sona erdirip oradan ayrılabiliriz, ama sınıftaki sürekli birliktelik buna izin vermez. En yaramaz öğrenciyle, en istenmeyen öğretmenle birlikte olma durumu, ilişkilerde dikkati, özeni, sabin, hoşgörüyü özür dilemeyi, banş içinde birlikte yaşamayı gerektirir. Öğretmen, yasal konumundan kaynaklanan gücünü kullanırken, ilişki kopana davranışlardan kaçınmalıdır (Pauly, 1991: 47, 54).

Öğretmenin Örnek Olması

Eğitsel amaçlara ulaşmanın araçlarından biri de görgüdür. Öğrenci, bilginin
somut yansıması olan görüntüler yoluyla, davranışın örneklerini izleyerek, davranış
kazanma ve değiştirmeyi kolaylaştırabilir.
Öğrencinin göstermesi gereken davranışlar konusunda ona en yakın örnek
görüntü, öğretmenden gelmelidir. Öğretmenin kişisel yönelimi, öğrenci yöneliminin önemli bir değişkeni olarak belirlenmiştir (Thompson 1993: 4203). Öğretmen, her davranışı ile öğrenciye model olmalıdır, ilk öğrenim yıllarından başlayarak çocuklar, giyiminden yürüyüşüne, konuşmasına kadar her davranışında öğretmeni örnek almaya yatkındırlar. Bu, öğretmen için, sürekli özen gerektiren yorucu bir durum olsa bile, öğrenci davranışını değiştirmenin etkili bir yolu olarak, sürekli kullanılmalıdır.
Öğretmenin kendini işine vermesi de, öğrencinin onu bu özelliğiyle model
alması sonucunu doğurabilecektir (Woods, 1990: 11). Öğretmenin derse bağlılığı
ve ilgisi, öğrencinin de bu yönlü davranışını destekler (Skinner and others, 1990: 31).
Soğukkanlı ve sabırlı olmak, öğretmen davranışının vazgeçilmez
yanlarındandır (Wood, 1990: 2). Davranış değiştirme-oluşturma olan eğitim, kısa
sürede gerçekleşemez. Davranışın kalıcı olması, yeterli süre ve sayıda
yinelenmesine de bağlı olduğundan, sabır da gerektirir. Öğretmen hiçbir
durumda öfkelenmemeye çalışmalı, olumsuz duygularını bastırabilmelidir. Yoksa,
bu duygular diğerlerini de etkiler (Clark and Peterson, 1986: 289). Öğrencilerin böyle
durumlarda duygu ve heyecanlarını göstermeleri de gizlemeleri de sorun yaratır:
Göstermeleri, karmaşaya ve duygusal boşalımın mantığı yok etmesine,
göstermemeleri ise gerilime yol açar. Öfke, vücut diliyle de anlatılsa, sınıf ortamını
bozar, öğrenciler bu sinyalleri çabuk alırlar (Smith, 1990:59).
İnsan davranışını olumsuz etkileyen bir özellik de aşın kaygıdır (Sinclair,
1987: 251). Aşın kaygı insanı beceriksizleştirir, sinirli ve huy-
süz yapar. Kaygı, bu olumsuz belirtilerin gözlenemeyeceği bir düzeyde olmalı, bu
düzey fazla düşük de olmamalıdır. Aşın kaygısızlık insanı saygısız yapar.
Karşılıklı güvenin sağlanması, davranışlarda açıklık sağlar, güvensizliğin
yarattığı “acaba” kaygısını önleyerek zaman kazandırır, öğrenci katılımını artırır,
öğretmeni daha rahat davranmaya yöneltir. Mesleksel davranılar güveni artırır.
Güven artına olan tutarlı davranış, örnek olma yanında, öğrencinin sınıf kurallarına
uyumunu da artırır (Smith, 1990: 59).
Öğrencinin kendine güveni başansını etkiler. Öğretmen, her öğrencinin
başarılı olabilmesi için uygun şart ortaya koymalı, başarabileceğini söylemeli, girişim özgürlüğü vermeli, yakın ve destekleyici davranmalı, izlemeli, başan-güven-başarı ilişkisi kurmalıdır (Barker, 1982: 160).
Çevresiyle ilgili, duygulu, düşünceli, yargılayıcı tip öğretmenler, başarılı
öğrencilerce etkili bulunmuştur (Chiang, 1991: 2001). Öğretmenin deneyimi ve
yeterlikleri, öğrenci başansını artırmaktadır (Barrow, 1990: 312; Kwari, 1990: 1875).

Davranış Ortamı Oluşturma

Sınıfın davranış ortamı, gevşekten katıya, çeşitli görünüşlerde olabilir. Program
konu merkezli, öğretmen davranışı yetkeci, karar ve kurallar öğretmence
konuşulmuşsa, sınıf katı yapılanmıştır. Program öğrenci merkezli, öğretmen
davranışı demokratik, kural ve kararlar birlikte oluşturulmuşsa, sınıf gevşek
yapılanmıştır. Bu özelliklerin değişmesi, bu ikisi arasındaki diğer yapılanma biçimlerini
oluşturur.
Sınıfın, öğretmenin, öğrencilerin, konunun özellikleri değiştikçe, yapılanış
değiştirilebileceği gibi, eğitsel amaçlardan uzaklaşmamak şartıyla, gevşek sınıf
yapısının yeğlenmesi önerilir. Örneğin, program öğrenci merkezli olmalı ama, bunun
anlamı, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için praç olarak, öğrencinin ilgi ve
gereksinimlerine dönük bir programın seçilmesi olmalıdır. Kural ve kararlar öğrencilerle
birlikte belirlenmeli ama, konunun amaçlarından, eğitimin genel amaçlanna kadar,
amaçlar dizinine uygun olmayanların alınmaması, öğretmence nedenleri belirtilip
açıklanarak sağlanmalıdır. Davranışsal ortam, öğretmen ve öğrencilerin ortak çabalan ile oluşur.

Sınıf İçinde Öğretmen

Öğretmen, sınıfın ilişki düzeninin kurulması ve düzeltilip geliştirilmesinde yol
gösterici bir liderdir, sınıf ikliminin buluşçusıdır (Brophy and Good, 1986: 329). Ama
sınıf iklimi de onun davranışları üzerinde etkilidir (Melvin, 1993: 3163). Öğretmen,
öğretim durumlarının hem hazırlayıcısı, hem bir parçasıdır (Ertürk, 1979: 104). O,
sınıftaki yaşamın her ögesini ve anını eğitsel amaçlar yönünde planlı biçimde
kullanabilmeli, sınıf bir tiyatro, öğretmen de yönetmen olmalıdır (Homan, 1985: 76).

Sınıf Kuralları

Öğrencilerle tanışma, beklentilerin iletişimi, arkadaşça ama işe yönelik ortam, öğrencileri boş bırakmamak, sınıftaki ilk günlerin önemli eylemleri olarak görülür (Lemlech, 1988: 39).
Beklentilerin iletişimi ile arkadaşça ama işe yönelik ortam, sınıftaki davranış kurallarının belirlenmesi ve uygulanması süreçleri ile gerçekleşebilir (Gage and Berliner, 1984: 626). Öğrencileri boş bırakmama, boş kalırlarsa zaman yitirecekleri ve istenmeyen davranışlara yönelecekleri düşüncesiyle, iyi bir zaman planlamasına ve boş zaman etkinliklerine gerek gösterir.
Kurallar, önceden verilmiş hazır kararlardır. Deneyimlere dayanarak, gelecekteki belirli durumlarda nelerin nasıl yapılmasının iyi olacağını, nelerin beklendiğini, uyulmadığında nelerin olacağını açıklayarak, yöneticinin işini kolaylaştırır (Raviv and others, 1990: 145).

Tanışma

Sınıfta öğretmen-öğrenci etkileşiminin iki yönü, öğrencinin niyetini anlamak ve yorumlamak ile, onun öğretmenin niyetinden emin olmasını sağlamaktır(Mcauley, 1990: 89). Böylece öğretmen ve öğrenci birbirlerine yönelik davranışlarını, sonuçları hakkında yanılgıya düşmeden planlayabilir. Bu karşılıklı etkileşimin ilk basamağı tanışmadır.
Güven ve iyi ilişki için ilk karşılaşma önemlidir (Buckwald, 1985: 14). Öğretmen ve öğrenciler, sınıftakiler hakkında gözlemle edinecekleri bilgiye muhtaçtır. İlk karşılaşmadaki giyimin, görünüşün etkisi, öğrencilerle bir yakınlık kurulduktan sonra azalabilir (Grubaugh and Houston, 1990: 378). Her öğrencinin, tanınma şanslarına gereksinimi vardır. Öğretmen, ilk günden başlayarak bu şansları vermelidir (Pauly, 1991: 67; Cangelosi, 1988: 43).