Sınıfta Demokratik Ortam, Korku ve Kaygı Duyguları

Öğretmen gücünü, öğrencilerle açık, içten, dürüst, yanılabileceğini kabul eden, iyi ilişkiler kurarak, sınıfın havasını sosyal açıdan iyi yapılandırarak kullandırmalıdır. Yetkeci ve savunmacı olmadan öğrencileri ilgi ile dinlemeli, kazanan-kaybeden çatışmasına girmemeli, öğrencilere karşı saygılı olmalı, bazen lider, bazen de üye rolü oynamalıdır. Öğretmenin sınıftaki gücü ile ilgili özellikler, onu, sınıfta gücü paylaşmaya demokratik bir ortam oluşturmaya götürmelidir. Demokrasi, grubun kendisince yönetilmesidir. Grubu yönetecek olanları seçip serbest bırakmayı değil, seçilenlerin kararlarını grubun etkilemesini de içermelidir. Demokrasilerde yönetilenler, yönetimin kararlarını önceden haber alabilir, tartışır, görüş ve isteklerini yönetenlere iletir, bunlar da yönetenlerce dikkate alınır. Demokrasi, çoğunluğu azınlığı yönetmesi değildir. Yalnızca sayı çokluğuna dayalı bir yönetim, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi olur, demokrasi olmaz. Üstelik sınıfta öğretmen çoğunluk da değildir. Demokrasi; azınlıkta kalanların da görüşlerinin dinlendiği, hakların gözetildiği, niteliğin sayıya feda edilmediği, tartışma-uzlaşma-anlaşma inandırma yöntemlerinin kullanıldığı bir yönetim biçimidir, sınıfta da böyle işlemelidir. Demokratik bir sınıf ortamında öğretmen, ne yetkeci, ne de serbest bırakıcı olmamalıdır. Öğrenci sınıf kurallarının belirlenmesinde söz hakkına sahip olmalı, ödül veya ceza nedeniyle değil, işini yapmanın gerçek yararlarını bilerek ve bunun süreçlerine katılarak işine güdülenmelidir. Demokratik bir lider olarak öğretmen; öğrencilerin görüşlerini alır, yapılacak işler konusunda onlarla uzlaşır, çalışma düzenlerini seçme hakkı tanır. Araştırmalara göre demokratik ortamlarda yetişen öğrencilerin uyumlu, olumlu tavırlı, işinden zevk alan başarılı oldukları ve yetkeci bir tutum içindeki eğitim sonucunda da bunun tersi davranışların geliştiği gözlenmiştir.

Sınıfta Korku, Kaygı

Sınıftaki korku ve kaygı kaynaklarından biri öğretmendir. Otoriter öğretmen öğrenciyi korkutur. Öğretmenin onları, arkadaşları önünde zor duruma sokacağını düşünmeleri öğrencilerde kaygı yaratır. Öğretmen; her söz ve eyleminin, farklı öğrencileri nasıl etkileyeceğini önceden düşünüp uygun ve olumlu davranmalıdır. Öğretmen; düşünce ve eylemlerinde açık olmazsa, öğrenciler onun davranışlarını sözlerini yanlış anlayabilir veya farklı anlamlar verebilir. Özellikle ergenlik çağındaki gençler, öğretmenin sözlerinden, davranışlarından, görünüm ve tutumlarından olumsuz tepki almak istemezler. Okulda edinilen korku ve kaygıların etkileri yıllarca sürebilir, okula ve okumaya karşı olumsuz tutumlara neden olabilir. Sınıf ortamında arkadaşlıkları çoğaltıcı farklı etkinlikler için farklı gruplarda yer almayı teşvik edici olması, öğrenciler arası olumsuz tutumları azaltır, öğrenciyi rahatlatır. Öğretmenin öfkelenmesi ve güç gösterisine girmesi, öğrenciyi tehdit edip savunmaya zorlaması sınıfın havasını bozar. İyi öğretmenin bir-iki şaka ile günü hoş yapması, öğrenciye insan olarak davranması, adıyla hitap etmesi, onu dinleyip anlamaya çalışması, güleryüzlü olması, örencilerin hata yapabileceklerini kabul etmesi gerektiğini bilmesi bir zarurettir.

Zamanın iyi kullanılmasının Temel Kuralları

1-Düşününüz.
2-Bütünleştirici olunuz. (Düşüncelerin olgunlaşmasını bekleme süreci)
3-Seçici olunuz.(Hangi işi ne zaman ve nasıl yapılacağını seçme)
4-Kararlı olunuz. (Aceleden kaçınma, işleri önem sırasına koyma)
5-Ayrım yapınız. (Ayrıntıya girmeden daha çok önemli olanları ayırın)
6-Konsantre olunuz. (Kesintisiz çalışmaya alışık olma. Kendini verme.)
7-Düzenli olunuz. (İşleri gruplandırma)
8-Değerlendirici olunuz. (Ulaşılan sonucun kontrol edilmesi, amaçlar yönünden)
9-Kendinizi de düşününüz.(İnsanın kendine değer vermesi, ilkeli çalışması.)
10-Esnek olunuz. (Kendine ve başkalarına da zaman ayırmak) Prof. Dr. İsmail EFİL Sınıfta zamanın tümünü, eğitsel amaçlara yönelik etkinlikler için kullanmalıdır. Bunu sağlamanın bir yolu, sınıf süreçlerinin dikkatle planlanması ve zamana bağlanmasıdır. Öğretmen, zaman yitirici yönetsel işlerle de sınıfta fazla uğraşmamalıdır. Ör: Yoklama yapmak için zaman ayrılması yersizdir. Araçları yakın mesafede tutarak ve daha önceden öğrencilere hazırlatarak zaman kaybı önlenebilir. Kısaca, öğretmen, sınıftaki etkinliklerin hazırlıklarını ders öncesinde yaparak, araçların hazırlanışını, düzenlenişini önceden bitirerek tahtaya yazılacakları ders öncesinde yazarak zaman kazanabilir.

Grup Nedir

Örgütsel ortamlarda hedefe ulaşmak veya ortak bir amacı gerçekleştirmek için etkileşimde bulunan ve birbirlerine bağlı olan iki ve daha fazla sayıda meydana gelen insan topluluğudur. Bir Grubu Kalabalıktan ayıran özellikleri üçtür; Karşılıklı bağımlılık, Etkileşim ve Paylaşılan ortak Amaçtır. Toplumsal yaşam; karşılıklı beklentilerden oluşur. Bireyin bir toplumsal çevre içindeki yerine ve yerinin derecesine STATÜ, belirli statülere sahip bireylerden istenen ve beklenen davranışlara ise ROL denir. Belli bir statüye sahip bireyler rollerini en iyi bir biçimde oynamaya çalışırlar. Her grup üyesi, grubun davranış ve özelliklerinden etkilenir ve kendi davranış özellikleriyle de grubu etkiler. Bu karşılıklı etkileşim süreci “Grup Dinamiği” Kavramını ifade eder. Grup etkileşimi, grubun kendi içindeki kişilerarası etki ve tepkileri içerdiği gibi bir grubun başka bir grupla ilişkilerini de içerir. Sınıf ortamlarının özelliklerini üç anahtar kavramla açıklayabiliriz.
1-Kasten oluşturulmuş öğrenme grupları
2-Grup üyelerinin gereksinimlerini karşılamak üzere rastlantısal olarak oluşmuş biçimsel olmayan doğal gruplar
3-Yasal olarak biçimsel liderlik görevinin verildiği bir grup üyesi olarak öğretmenin kendisi.
Sınıftaki toplumsal etkileşim, toplumsal bir ortamda her biri birbirinden sorumlu olan motive olmuş kişilerin etkileşimlerinin sonucudur. Bu etkileşimler, sınıf iklimini geliştirmek yanında, öğrencilere toplumsal ve akademik öğrenmeleri ile i1gili davranış oluşturmalarına yardım eder. Bu etkileşim sonucu çalışma grubunun kendi doğal statü ve yapısı, kültürü ve toplumsal örüntüsü ortaya çıkar. Öğretmen her şeyden önce bir eğitim uzmanıdır. Öğrenme ile ilgili konularda karar veren, neyi, nasıl ve hangi araçlarla öğreteceğini ve nasıl değerlendireceğini belirleyen kişidir. Öğretmen aynı zamanda bir yöneticidir. Öğrenme ile ilgili bütün koşulları planlar ve düzenler, Öğretmen aynı zamanda bir danışmandır. Bu nedenle insan davranışlarına karşı hassas bir gözlemci olmak zorundadır. Öğretmenlerin rolleri ne olursa olsun, değişmeyen gerçek sürekli insanla çalışıyor olmasıdır. Bu nedenle öğretmenin insan ilişkilerinde başarılı olması gereklidir. Öğretmenin bütün bu rol ve görevleri iyi yapabilmesi için her şeyden önce etkili bir lider olması gerekir. Öğretmen, biçimsel ve doğal grupların beklentilerine birlikte cevap verebildiği oranda liderlik özelliklerine ulaşır. Liderlik, bir statü ya da konumun değil,etkileşimin bir ürünüdür.

Öğrencileri Güdüleme Yolları

öğretmenin, öğrencilerine istenilen davranışlarını kazandırabilmesi ve etkili sınıf yönetimi becerisine sahip olabilmesi için, öğrencilerine öğrenme motivasyonlarını yükseltmesi gerekir. Bunun gerçekleşmesi için;


1. Öğrenciye istenilen bir davranışı kazandırmada model olmaktadır. Özellikle ilk beş sınıfta öğrenciler taklit ederek öğrenme yolunu tercih ederler.
2. Öğrenilecekleri bir sorunla ilişkilendirmektir. Öğrenci öğreneceklerinin gerçekten öğrenilmesi gerekli şeyler olduğuna inanmalı ve bunların hangi problemlerin çözümünde kullanılacağını bilmelidir. Ör: Depremden okul ve sınıf ortamında nasıl korunuruz? Alınacak tedbirleri biliyor musunuz? sorusu bu konuya karşı öğrenciyi güdüler.
3. Öğrencinin dikkati sürekli olarak öğrenme materyaline kanalize edilmelidir. Güdülenme, süreklilik ve bütünlük gösteren bir etkinlik sistemi içinde tasarlanmalıdır. Etkin sınıf yönetiminin temel hedeflerinden biri, öğrencinin dikkatini sürekli olarak öğrenme materyaline kanalize etme, diğer öğrenme motivasyonunu arttırma ve bir diğeri de öğrencilerde öğrenmeye yönelik içsel kontrolü geliştirme olarak tanımlanmaktadır.
4. Güleryüzlü, sabırlı, tutarlı, sevecen, dürüst ve anlayışlı bir öğretmen kişiliği, öğrencinin derse güdülenmesinin ön şartıdır.
5. Öğretmenin başarısızlıktan korkulmaması gerektiğini her zaman ve her durumda vurgulaması ve özellikle içe kapanık öğrencileri güdüleyebilir.
6. Güdülemenin bireysel ayrılıkları dikkate alarak yapılması gereklidir. Başarılı bir güdüleme, öğrencinin ilgi, ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermelidir.
7. Öğretmen, öğrenciyi utandırma, eleştirme, gülünç duruma sokma, küçük düşürme ve cezalandırma, suçlama ve tehdit gibi davranışlardan kendini korumalıdır. Etkili bir mesaj, yapılanı eleştirmek yerine, yapılması beklenenle ilgili bilgi iletmelidir. Ör: “Ayşe, zil çaldığında koridorda oyalanıyorsun ve sınıfa geç kalıyorsun” yerine “Ayşe , zil çaldığında herkesin sırasında olması gerekiyor” gibi bir mesaj bilgi içeren yargısız bir mesajdır.
8. Sözel övgünün kullanılması da güdüleme yöntemlerinden birisidir. Her öğrencinin övülebilecek bir davranışı vardır. Öğretmen bunları görmeli ve beğendiği davranışları öğrencilere belli etmelidir.
9. Öğrenciyi sınıfta güdülemenin bir yolu da öğrencileri dersin hedeflerinden haberdar etmektir.

Öğrenci Davranışlarını Etkileyen Sosyal ve Psikolojik Etmenler

Eğitim Sistemleri, insan davranışlarını, belirli bir plan, program ve yöntemlere uygun olarak, istendik ve olumlu yönde değiştirmeyi, geliştirmeyi amaçlayan örgütsel ve yönetimsel nitelikli Eğitim-Öğretim Amaçlı kurumlardır. Öğrenciler, eğitim-öğretim süreçleri içinde bir çok sorun yaşarlar. Sorunsuz eğitimöğretim düşünülemez. Sorunlar, eğitim-öğretim etkinliklerinin gelişimsel dinamikleridir. Eğitim-öğretim etkinliklerinin daha iyi ve olumluya doğru gelişmelerini sağlayan itici süreçlerdir. Öğrenci sorunlarını; Psikolojik Sorunlar, Gelişimsel Sorunlar, Benlik ve Kimlik gelişimiyle ilgili Uyum Sorunları, Aileden gelen Sorunlar, Genel anlamda Uyum Sorunları, gibi gruplara ayırmak mümkündür. Ayrıca Eğitim Sisteminden kaynaklanan sorunların varlığının da zikredilmesi gerekmektedir.

İstenmeyen Davranışlar

İnsan davranışlarının temelinde ihtiyaçları yatar. İhtiyaçlar, onları gidermeye iten DÜRTÜ yaratırlar. Dürtü sonunda belli yönde etkinlik eğilimi olan güdüler oluşur ve insan uygun durumlarda güdüleri yönünde davranışa geçebilir. Okulda eğitsel çabaları engelleyen her türlü davranış, istenmeyen davranış olarak adlandırılır. İstenmeyen davranışlardan bazıları, en büyük etkisini davranışı yapan üzerinde gösterir, ama bir kısmı bunun ötesinde öğretmeni, sınıfın tümünü ve dersi olumsuz etkiler. Hatta bazı olumsuz davranışlar okulu ve aileyi bile etkiler. İstenmeyen davranışların önlenmesi için; istenen davranışları öne çıkararak çoğaltmak, pekiştirmek, istenen davranışları ödüllendirmek, öğrencileri tanıyıp onların hangi güçlerden etkileneceğini bilerek o gücü yerinde ve zamanında ustaca kullanmak gerekmektedir. Bunun için öğrenciyi istenen davranışlara yöneltmenin bir yolu; öğretmenin örnek, anlayışlı ve destekleyici davranmasıdır. İstenmeyen değil, istenen davranış gündemde tutulmalı ve öğretmen de bunun modeli olmalıdır.

Önlemsel Model

Planlama düşüncesine bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu, olmadan önleme yönelimidir. Amacı; sınıf sorunlarının ortaya çıkmasına olanak vermeyici bir düzenleniş ve işleyiş oluşturarak,tepkisel modele gereksinimi azaltmaktadır.

Sınıfta İletişim Kurma

Sınıf; öğrenciler ve öğretmenlerin, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için, kendilerinde varolan ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları, uygun bir düzenlenişle paylaştıkları demokratik bir ortamdır. Bu ortamın yaratılması iletişimle olur. Öğrencilerin seviyelerinin, ilgi. ve ihtiyaçlarının, yeterliliklerinin, olanaklarının öğretmence; eğitsel amaçların, araçların, eğitim ortamının düzenlenmesinin öğretmen kılavuzluğunda birlikte belirlenmesi iletişimle olur. İletişim; bu haber ve bilgilerin çok yönlü akımıdır. Öğretmenden öğrencilere öğrencilerden birbirlerine, öğrencilerden öğretmene, çevreden hepsine tek yönlü iletişim sıkıcıdır. İletişimde, dilini iyi kullanamayan öğretmenin, öğrenci başarısına katkı düzeyi düşer. Öğrenci öğretmenin ne dediğini açıkça ve kolayca anlayabilmelidir. Bu, öğretmenin kısa cümlelerle, amaçlarla tam örtüşen, öğrenci düzeyine uygun konuşmasını gerektirir. Sınıftaki herkes öğretmenin konuşmasından aynı anlamı çıkarmalıdır. Yanlış anlayan yanlış, eksik anlayan eksik davranır. Öğretmen yargılayıcı değil, betimleyici dil kullanmalıdır. İletişim sadece sözle değil, çok daha etkileyici olabilen, kısa sürede sonuç getiren, göz teması, el-kol yüz hareketleri, yürüyüş biçimi, öğrenciye yaklaşma, dokunma şekilleriyle kurulmalıdır. İletişim Yönetimi, öğrencilerin alay edilmeden, aşağılanmadan, hor görülmeden, alay edilmeden sınıf etkinliklerine gönülden katılmalarını sağlamalıdır.