İlişki Politikaları ve Tipleri

Sınıftaki ilişki politikalarının bir ucunda birömekliği amaçlayan düzenlilik
bulunur. Düzenlilik, kurallı olmayı, bir işi yapmanın bir yolu-
na alışkanlığı, böylece öğrenilene odaklanmayı getirir. Politikaların diğer ucunda
değişkenlik vardır. Değişkenlik, öğrencinin dikkatini çeker, birörnekliğin
sıkıcılığından kurtarır, merak-ilgi uyandırır, yeni öğrenme yolları, ilişkileri verir
(Gage and Berliner, 1984: 614).
İlişki düzeni politikası, sınıf düzeninin tehlikede, çalışma alışkanlıklarının
henüz yerleşmemiş olduğu durumlarda düzenliliğe; ortamın yumuşak,
öğrencilerin bilgili ve hazır olduğu durumlarda değişkenliğe kayabilir bir esneklikte
seçilmelidir.
İlişki düzeninin düzenlilik ile değişkenlik uçları, yumuşak-sert, buluşçu-
yönlendirici düzenlenişler olarak da adlandırılır (Thompson, 1993: 4203). Bir
araştırmada, yumuşak (değişken, buluşçu) sınıf düzenlenişindeki etkileşim,
öğrencileri birbirinden haşlanmaya, daha az olumsuz davranmaya götürmüştür
(Duffy, 1992: 1742). Geleneksel bürokratik yönetimli sınıfa göre, esnek yönetimli
sınıf daha başarılı olmuştur (Nash, 1992: 1781). Öğretilmek şartıyla, kendini
yönetme, işine yönelme davranışını yükseltmede etkili bulunmuştur (Warner and
[ane, 1992: 3860). En yararlı ilişki düzeni politikası olarak, öğretmen kontrolünün
orta düzeyde olduğu durum önerilmiştir (Doyle, 1986: 418).

Sınıfta İlk Günler

Sınıfın ilişki düzeninin kurulmasına ilk günden başlanmalıdır. Sınıf düzeni oluşturmada ilk birkaç gün, dönümcül (kritik) zamandır. Sınıf düzeni, öğretmen ve öğrencinin birbirini tanımaya başladığı “balayı” ve “deneme” döneminde kurulmalıdır.
Bu dönemde öğrenciler, neleri yapıp neleri yapamayacakları konusunda öğretmeni
denerler, daha kontrollü davranır, gerçek davranışlarını göstermezler. Öğretmen
geleceği ilişkin davranış tiplemesini ve öğrencilerden beklentilerini ilk günlerde
kararlılıkla ortaya koymalıdır. Bu kararlılık, baskı veya anti demokratiklik değildir.
Öğrencilerin kontrollü davranışları değişirse, onları yeniden kazanmak
olanaksızlaşabilir. Öğretmen, ilk günlerin kontrollü davranışlarının sürmesi için
kararlılığını kullanmalıdır. Aynı görüntü, uzun tatillerden sonra da ortaya çıkar.
Öğretmen, etkili bir eğitime olanak verici görüntü ve ortam elde edebilmek için, buna
ola-nak verici bir iklim oluşturmalıdır (Grubaugh and Houston, 1990: 374-376).

Eğitim Planları

Uygun öğrenme düzenlemeleri yapılırsa herkes öğrenebilir, bu düzenekleri hazırlama işinin bir dilimi de planlamadır. Geleceği görme olanağı veren plân, kaynak dağılımı ve kullanımı konusunda geleceğin ne ölçüde görülmek istendiğine ilişkin seçenekler sunar (Demirci, 1993: 96).
Planın, geleceği geniş açıdan ama ayrıntıya inmeden gören biçimi,
eğitimde, yıllık plandır. Gelecekteki yaklaşık kırk dakikalık dilimi, her dakikası ile
belirleyen, ders plânıdır. Bu ikisi arasında, ünite planı ile, ders planlarının
birleşiminden oluşan günlük plan vardır.

Program Düzeni

İnsana, göstermesi gereken davranışları kazandırma, göstermemesi gerekenleri değiştirme olarak tanımlanabilecek olan eğitim sürecinde, gerekenin ne olduğu, yasa ile belirlenmiştir (METK). Okulların kuruluş gerekçesi, bu yasada belirtilen özelliklere sahip birey-ler yetiştirmektir. Bu özellikler grubunun adı “Türk Milli Eğitiminin Amaçlar”dır. Eğitim bakanlığı, okullar, yöneticiler, öğretmenler, dersler, programlar, bunlar için ayrılan kaynakların hepsi, bu “amaçları gerçekleştirmenin “araçları”dır.

Program-Plân Hazırlıkları

Öğretmen, her öğretim dönemi öncesinde, o süre içinde yapması gereken işleri planlar. Bunlar, okul yönetimince yapılacak işlerle uyuşum içinde olmalıdır, aksi halde öğretmen çabalan olumsuz etkilenebilir. Bir araştırmada, zaman ve ders programlan ile yetkeci yönetim, öğretmeni etkileyen kurumsal değişkenler arasında görülmüştür (Vi-bert, 1991: 419). Zamanın nasıl kullanıldığı ile başarı arasında doğrudan ilişki vardır (Wolfgang and Kelsay, 1991: 152).
Plan yapma, eğitim ortamı düzenleme, küçük grup oluşturma, eğitimde başarıyı artıran etkenler olarak bulunmuştur (Weir, 1993: 2200). Sınıf düzeni de öncelikle programın gücüne, sürekliliğine bağlı görülmektedir (Doyle, 1986: 409).
Aynı sınıf düzeyinde öğretmenlik yapan veya aynı dersi okutan diğer öğretmenlerle iletişim ve işbirliği de planlanmalıdır. Ayrıca bu öğretmenler, öğretim dönemi öncesinde biraraya gelmeli, sınıf düzeninden günlük plana kadar bütün hazırlıkları birlikte yapmalıdır. Bu birliktelik, görüş alış verişi, kaynak dağılımının sağlanması, olanakların ortak kullanımının belirlenmesi, hedeflerden araçlara ders planlarının yapımında işbirliği noktalarında yoğunlaşmalıdır. Bu işbirliğinde birörnekliğe, katı sınırlamalara fazla yer verilmemelidir, çünkü sınıfların düzeyi aynı da olsa, öğrenciler arasında bireysel farklar vardır. Her sınıf ve sınıf içindeki gruplar, farklı projeler planlayıp uygulayabilmelidir (Wood, 1992: 52).
Öğrenci başarısı ile öğretmenin davranışı arasındaki ilişki karşılıklıdır (Brophy, 1986: 337). Bir davranışlar listesi olarak tanımlanabilecek olan plan, öğretmen ve öğrenci davranışlarının ortak değişkenidir (Clark and Peterson, 1986: 257).

Sıra-Masa Düzenleri

Sınıf düzeni amaçlara göre değişebilir; mobilyalar -öğretmen masası dahil- esnek, yer değiştirebilir, hafif olmalıdır (Haigh, 1990: 16;
Duffy, 1992: 1742; Taylor, 1993: 38).
Öğretmen masası, öğretmenin sınıfın tümünü görebileceği bir yerde olmalı, kontrol derecesi ve istenen yönetim şekline göre, öğrenci et-kinliklerinin türü ve öğretmen yardımı dikkate alınarak yer değiştirmelidir (Cangelosi, 1988: 166).
Öğretmen masası sıraların yanında veya arkasında olursa, öğretmen kontrolü artabilir (Grubaugh and Houston, 1990: 377). Çünkü bu durumlarda öğretmenin öğrenciler hakkındaki bilgisi azalmazken, öğrencilerin öğretmen hakkındaki bilgileri azalır.
Sınıf düzeni, öğrenmeye yardım edici, konu ve yönteme uygun, öğretmen ve öğrencilerin birbirlerine ve kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıcı, trafik akışına yardıma, öğrenci katılımını artırıcı olmalıdır (Hull, 1990: 23; Harris, 1991: 158).
Sınıf yerleşim düzeni biçimleri dört grupta toplanabilir: Klasik düzen, bireysel düzen, tek grup düzeni, çok grup düzeni. Klasik yerleşim düzeni, öğrenci sıralarının sütun ve kolon şeklinde yerleştirildiği, öğrencilerin çoğunun birbirini göremediği, enselerini gördüğü, yerleşim düzenidir. Bu düzen, daha çok dinleme- not alma türü etkinlikler için uygundur. Dikkati öğretmene çeker, öğrenci katılımı ve iletişimini sınırlar (Barker, 1982: 79; Jacobsen and others, 1985: 241;
Cangelosi, 1988: 167). Öğrencilerin yüzleri aynı yöne dönüktür, ön sıralara doğru gidildikçe öğrencilerin birbirinden haberli olma düzeyi düşer, dersdışı ve bozucu davranışlara eğilimleri artar (Grubaugh and Houston, 1990: 376).
Ders dönemi öncesinde öğretmence, fiziksel düzenleniş konusunda şunların yapılması önerilmektedir (Lemlech, 1988: 34):
1 – Lavabo, tuvalet, duş ve oyun alanlarının temizlik ve bakımının sağlanması,
2 – Sınıfın ısınma, aydınlanma, havalandırma düzeneklerinin kullanıma hazır hale getirilmesi.
3 – Sınıf dışından gelecek gürültüye önlem alınması.
4 – Sınıf alanına uygun sayıda öğrenci veya öğrenci sayısına uygun sınıf seçimi.
5-Sınıf araçlarının sayı, kalite, kullanıma uygunluk açılarından hazırlanması.
6- Ders araç ve gereçlerinin belirlenip sağlanması.
7- Öğrenme ve ilgi merkezlerinin düzenlenmesi.
8-Oturma alanı dışında, gösteri, canlandırma gibi etkinlikler için boş alan ayrılması.
9-Sınıfta, giriş-çıkış, değişik etkinlik alanlarına geçiş için, öğrenci akış düzeninin kurulması, yangın gibi olağan dışı durumlar için, çıkış düzeninin belirlenmesi.
10-Sınıf bölümlerinin ve oturma düzeninin geçici planlanının yapılması.
11-Öğrenci listesinin sağlanması, öğrencilerle ilgili kişisel bilgilerin edinilmesi Bu işlere, okul türlerine göre eklemeler yapılabilir.

Öğrencilerin Oturma Düzeni

Sınıf düzeni gibi, oturma düzeni de sınıf yönetimini ve eğitsel çabalan destekler veya engeller (Jacobsen and others, 1985: 241; Harris, 1991: 158). Öğrenciler, cinsiyet, boy, görme, işitme, ilgi süresi, temizlik, ekonomik ve sosyal durum açılanndan farklıdır. 8u farklar, onlann sınıfta yerleşimi için öğretmene ipuçlan verir. Bazı durumlarda bir öğrencinin yerini değiştirmek, sınıfı değiştirebilir (Haigh, 1990: 6).
Bir öğrencinin sınıftaki yerini belirlemede temel kaygılardan biri, herkesin görme ve işitme kolaylığına sahip olması, bu açıdan kimsenin birbirini engellememesidir (Harris, 1991: 158). Tahta, perde, öğrenim araçlan herkesçe görülebilmeli, öğretmenin, diğer insan ve araçlann sesi herkesçe işitilmelidir. Görme-işitme sıkıntısı çeken çocuklar bu nes-nelere yakın oturtulmalı, uzun boylular arkada olmalıdır.
Öğrencilerin iletişim ve etkileşim alışkanlıkları, oturma yerini belirlemede başka bir değişkendir. Sınıfın ön ve ortası, bu açıdan şanslı bölgelerdir (Gage and Berliner, 1984: 611). Buralara, iletişim ve etkileşim güçlüğü çeken öğrenciler oturtulmalıdır.

Sınıfın Ana Bölümleri

Sınıf, öğrencilerin sessizce oturup ders dinlediği bir müze değil, arkadaşlarıyla birlikte araştırmalar yaptığı bir laboratuvar olmalıdır (Wood, 1992: 128). Sınıfın çeşitli bölümleri, farklı amaçlar için kullanılabilecek birer köşe oluşturmalıdır. Benzer öğrencilerin oluşturduğu düşünülen sınıflar, gerçekte kişisel farklan olan öğrencilerden oluşur. Bu farklılık, aynı sınıfta değişik eğitsel etkinliklere gereksinim olduğunu gösterir. Öğrencilerin kimi matematikte, kimi okumada, kimi müzikte diğerlerinden alt düzeyde veya bu derslerle daha ilgilidir.
Gereksinimlere dönük bir eğitim, sınıfın bu ihtiyaçlara yanıt verecek bölümlerden oluşmasına yol açar.
Özellikle alt sınıflarda, sürekli oturma yerleri gereksizdir (Lemlech, 1988 165).
Zaten bu öğrenciler yerlerinde biraz zor oturur, ilk fırsatta sıralarından fırlarlar

Fiziksel Ortamın Düzenlenmesi

Sınıf, ustaca düzenlenmiş bir çevre olmalıdır, çünkü, davranışı değiştirmenin çok etkili bir yolu, çevreyi değiştirmektir. Eğitimde yeni teknolojiler, öğrenme çevresine yenilikler getirir. Geleceğin, yüksek teknolojili, öğrenmelerin çoğunda bireysel, sosyal ve zihinsel gelişim için toplu öğrenme imkânları sağlayan öğrenme ortamları, şimdiden gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır (Flechsig, 1989: 69).

Şöyle bir sınıf ortamı şimdiden görülebilmelidir: Sınıfta birkaç öğrenme etkinliği için mekânlar oluşturulmuş, her grup farklı bir araçla çalışıyor, birbirinden yararlanabiliyor, birbirini izleyebiliyor. Okulun diğer sınıflarıyla, başka kent ve ülke öğrencileriyle hemen bilgi alışverişi yapılabiliyor, kameralar çalışmaları, konuşmaları kaydediyor, bu görüntüleri tüm grup izleyebiliyor. Bilgisayarlarla, öğrencilerin bilgi ve becerileri sürekli olarak belirleniyor, bunlann gösterdiği gereksinimlere göre öğrenim durumu ayarlanabiliyor, öğretmen her öğrenci hakkında anında bilgi sahibi olabiliyor.

Duvarlarla kapalı değil, dünyaya açık bir okul (Tracy, 1993: 129). Bunlar için fiziksel imkânlar kadar, olanak-ların uygun düzenlenmiş olmasına da gereksinim vardır.
Sınıf ortamı, işlevsel bir sanat ve güzellik alanı, öğrenme için güdü merkezi olmalı, öğrenci özelliklerine göre kolaylıklar sağlamalıdır. Uyarıcı ve çeşitlenmiş ortamda öğrenme daha iyi gerçekleşir (Taylor, 1993: 36). Buluşçu bir eğitim için sınıfların geniş, esnek olması gerekir (Johnson, 1990: 330).

Fiziksel Ortamın Değişkenleri

Sınıftaki öğrencilerin sayısı, duvar ve eşya renkleri, ışık, ısı, temizlik, gürültü düzeyleri, görünüm, sınıftaki fiziksel ortamın ögeleri olarak sayılabilir.
Öğrenci Sayısı. Bir sınıfta şu kadar öğrenci olmalıdır demek gerçekçi olmaz. Bu sayının belirleyicilerinden biri, sınıfın düzeyidir, ilk yıllarda öğrenciler öğretmenin yardımına daha çok gereksinim duyarlar, ilgi çevreleri henüz dardır.

Bu nedenlerle ilk sınıflarda öğrenci sayısı az tutulmalı, gerekiyorsa smıf düzeyiyle birlikte yükseltilmelidir (Finn and Achilles, 1990: 574).
Öğrenci sayısının ikinci değişkeni ders ve konunun türü ile izlenen yöntemdir (Monk and Haller, 1993: 7). Örneğin okuma ve matematikte az öğrencili sınıflar yararlı bulunmuştur (Finn and Achilles, 1990: 557).